Edit Template

Yakın Plan

Araştırma, İnovasyon ve Etkiden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. İrşadi Aksun ile Sohbet

Özyeğin Üniversitesinin “Global Etkisi Yüksek Girişimci Araştırma Üniversitesi” vizyonu doğrultusunda şekillenen Beyond, akademik üretimi yalnızca paylaşmakla kalmayan; onu toplumsal, teknolojik ve ekonomik dönüşüm bağlamında yeniden yorumlayan bir içerik platformu olarak öne çıkıyor. Beyond’un yeni sayısında Araştırma, İnovasyon ve Etkiden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. İrşadi Aksun; üniversitenin araştırma yaklaşımını, sürdürülebilirlik ve yapay zekâ ekseninde gelişen stratejik önceliklerini ve küresel ölçekte etki yaratma hedefini çok boyutlu bir perspektifle ele alıyor.

Röportaj; Özyeğin Üniversitesinin araştırmayı bilgi üretimiyle sınırlamayan, onu toplumsal faydaya ve girişimcilik temelli çıktılara dönüştüren yaklaşımını odağına alıyor. Sürdürülebilirliğin çevresel sınırların ötesine taşınarak sosyal, ekonomik ve teknolojik boyutlarıyla ele alınması; tarım, gıda ve iklim alanlarında geliştirilen yerel ve ölçeklenebilir çözümler; Avrupa Birliği destekli projelerle güçlenen uluslararası iş birlikleri ve araştırma ekosistemi detaylandırılıyor.

Özyeğin Üniversitesi araştırma vizyonunu “Global Etkisi Yüksek Girişimci Araştırma Üniversitesi” olarak tanımlıyor. Bu vizyonu Türkiye’deki diğer araştırma üniversitelerinden ayıran temel unsur nedir?

Geleneksel araştırma üniversiteleri çoğunlukla bilginin üretilmesi ve yayılmasına odaklanırken, Özyeğin Üniversitesi (ÖzÜ), etkiyi ve inovasyonu akademik misyonunun ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir.

Günümüzün küresel bağlamında üniversitelerden beklenen, bilgi üretiminin ötesine geçerek inovasyon yoluyla toplumsal refaha katkı sağlamalarıdır. Silikon Vadisi gibi ekosistemlerde görülen sinerjiden ilham alan ÖzÜ ise kuramsal bilgi ile uygulama arasında güçlü bir köprü olarak kendini konumlandırmıştır. Bu vizyonu farklı kılan yaklaşım üç temel başlıkta özetlenebilir:

Sanayi ile Eş-Yaratım: Yayın odaklı araştırmalar yürüten geleneksel modellerin aksine, ÖzÜ, sanayi paydaşlarıyla birlikte geliştirilen ve gerçek dünyadaki problemlere çözüm üreten uygulamalı araştırmalara öncelik verir.

Uygulamada Mükemmeliyet: Öğrencilere güçlü bir kuramsal altyapı kazandırılırken, bu kuramsal bilgiler, uygulamaya dayalı pratik bilgiler ile desteklenerek, öğrencilerin hızla değişen iş dünyasında güçlü liderler olarak konumlanmaları sağlanır.

Girişimcilik İçin Yaşayan Bir Laboratuvar: Kampüs, yalnızca bir öğrenme alanı değil, aynı zamanda bir kuluçka merkezi görevi görür. Fikri mülkiyet yönetiminden yatırımcı erişimine kadar uzanan geniş bir yelpazede, uçtan uca sağlanan destek sayesinde, ÖzÜ’de araştırma çıktıları yalnızca akademik yayınlarla sınırlı kalmaz; girişimlere dönüşerek ölçeklenir.

Sonuç olarak Özyeğin Üniversitesini farklı kılan bütüncül ekosistemidir. Bu yapı içinde, araştırma yalnızca bir amaç olarak değil, küresel ölçekte girişimcilik dönüşümünü tetikleyen bir katalizör olarak görülür.

Sıklıkla sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil; sosyal, ekonomik ve teknolojik boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguluyorsunuz. Üniversitenin bu “bütüncül sürdürülebilirlik” yaklaşımını nasıl tarif edersiniz?

Özyeğin Üniversitesi, bütüncül sürdürülebilirlik yaklaşımını, eş güdümlü kurumsal bir mimari olarak tanımlar. Bu mimari içerisinde, sürdürülebilirlik temel bir ilke olarak konumlandırılarak, üniversitenin tüm akademik, araştırma, operasyon ve toplumsal katkı faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası haline getirilir. Üniversite, sürdürülebilirliği, ayrı bir girişim olarak ele almak yerine, onu bir “işletim sistemi”, stratejik kararlar almayı sağlayan bir çerçeve olarak görür ve bu sayede üniversitenin girişimci araştırma kimliği, daha geniş toplumsal ihtiyaçlarla uyumlu hâle gelir. Bu çerçeve, sürdürülebilirliğin çevresel, sosyal, ekonomik ve teknolojik boyutlarını kapsayan birbirine bağlı altı stratejik başlıkta aracılığıyla hayata geçirilir.

Yenişehir Projesi, ÖzÜ’nün sürdürülebilir şehirler ve dirençli yerel ekosistemler konusundaki araştırma yaklaşımını yansıtıyor. Bu proje hangi dönüşüm ihtiyaçlarını ele almayı hedefliyor?

Bursa, Yenişehir’de yürütülen “İklime Dirençli ve Sürdürülebilir Tarım” projesi, dirençli yerel ekosistemler ve sürdürülebilir tarım uygulamaları oluşturmak için gerekli bir dizi kritik dönüşüm ihtiyacını ele almayı amaçlamaktadır. Bu ihtiyaçlar şunlardır: İklim Değişikliğine Uyum, Sürdürülebilir Kaynak Yönetimi, Teknoloji ve Bilgi Entegrasyonu, Katılımcı Yönetişim, Kurumsal Altyapı ve Sosyo-Ekonomik Güçlenme.

Tüm bu ihtiyaçların ele alınmasıyla, proje adeta yaşayan bir laboratuvar görevi görür. Bu ortamda, kanıta dayalı araştırmalar, ÖzÜ’nün girişimci kimliği sayesinde sürdürülebilir kentsel ve kırsal kalkınmayı destekleyen uygulanabilir ve ölçeklenebilir çözümlere dönüştürülür.

Tarım ve gıda sistemleri, iklim değişikliğinden en doğrudan etkilenen sektörlerden biridir. Özyeğin Üniversitesi bu alanda hangi araştırma perspektifini geliştiriyor?

Özyeğin Üniversitesinin tarım ve gıda sistemleri alanındaki araştırmalara yaklaşımının özünde, ileri teknoloji ile geleneksel bilgi bütünleştirilerek “yer temelli çözümler” üretilmesi ve bu sayede hem iklim dayanıklılığının artırılması hem de yerel toplulukların güçlendirilmesi yer alır. Bu araştırma perspektifi, aşağıdaki temel unsurlarla şekillenir: iklime uyum için teknolojik inovasyon; agro-ekolojik ve sürdürülebilir uygulamalar; işbirlikçi ekosistemlerin güçlendirilmesi; “Yaşayan Laboratuvar” ve ortak çalışma modeli; kurum içi kuluçka merkezleri ve tohumlama fonları; kapasite geliştirme ve bilgi transferi.

Özyeğin Üniversitesi, bütün bu boyutları bir araya getirerek kapsayıcı bölgesel kalkınmayı hızlandıran ve küresel sürdürülebilirlik hedeflerine ölçülebilir katkılar sağlayan köklü bir kuruluş görevi üstlenmeyi amaçlamaktadır.

AGRINEXT gibi Avrupa Birliği destekli projeler, tarım ve gıda sistemleri araştırmalarını ileriye taşımada önemli bir rol oynuyor. Bu tür uluslararası hibeler, ÖzÜ’nün araştırma ekosistemini nasıl güçlendiriyor?

AGRINEXT gibi projeler için Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşlardan sağlanan hibeler, Özyeğin Üniversitesinin araştırma ekosistemini güçlendirmede kritik bir rol oynar. Bu hibeler, inovasyonun ölçeklenmesini destekler, küresel iş birliklerini teşvik eder ve akademik araştırmaları ölçülebilir toplumsal değere dönüştürür. Genellikle bu hibeler, Toplumsal Etki Tohumlama Fonu Programı gibi başta ÖzÜ’nün kendi iç mekanizmalarıyla desteklenen projeler için bir sonraki aşama niteliğindedir. Örneğin, başta kurum içi sürdürülebilirlik çerçeveleriyle desteklenen bir proje, 460.000 Avroluk AB-Türkiye İklim Değişikliği Hibesi örneğinde olduğu gibi, daha sonra önemli bir uluslararası finansman sağlayabilir.

Ayrıca, Ufuk Avrupa (Horizon Europe) gibi hibe programları, ÖzÜ’nün daha geniş uluslararası ağlara katılmasına olanak tanır. Sadece AGRINEXT projesi, 12 farklı ülkeden 21 akademik ve endüstriyel paydaşı bir araya getirerek, ÖzÜ’nün görünürlüğünü ve araştırma derinliğini artıran “küresel bir öğrenim ve paylaşım zemini” sunmaktadır.

Bu hibeler aynı zamanda pilot projeler ve saha çalışmaları için gerekli kaynakları sunarak teorik araştırmaları “yer temelli çözümler”e dönüştürür. Buna ek olarak, bu tür projeler, Özyeğin Üniversitesinin köklü kurum rolünü güçlendirerek, iklim değişikliği ve dijitalleşmeye yönelik araştırmaların doğrudan yerel tarım topluluklarına fayda sağlamasını ve bölgesel kalkınmaya katkıda bulunmasını sağlar.

Son yıllarda Özyeğin Üniversitesi araştırmacılarının Avrupa Birliği programlarından rekabetçi hibeler kazanma oranında önemli bir artış gözleniyor. Bu başarıyı mümkün kılan araştırma kültürü ve stratejisi nedir?

Özyeğin Üniversitesinin Avrupa Birliği hibelerindeki başarı oranında son dönemde kaydedilen artış, proaktif kurumsal destek mekanizmalarını, kurum içi finansal katalizörleri ve misyon odaklı disiplinler arası araştırmalara yönelimi kendi içerisinde birleştiren bilinçli bir stratejik dönüşümün sonucudur.

Üniversite, araştırma ekosistemini ve küresel konumunu güçlendirmek amacıyla çok boyutlu bir strateji izleyerek akademik yapısını sürekli iyileştirmektedir. Bu kapsamda, Tohumlama Araştırma Programı, Toplumsal Etki Tohumlama Fonu Programı (SISF) ve doktora sonrası araştırmacılara yönelik özel bir burs programı gibi çeşitli iç mekanizmalar hayata geçirilmiş; aynı zamanda tüm alanlarda doktora öğrencisi sayısı gerek niteliksel gerek niceliksel olarak artırılmıştır. Bu programlar, güçlü bir “araştırma zihniyeti” oluşturmayı hedeflerken, temel araştırma kapasitesini güçlendiren ve dış fonlara erişim fırsatları için akademik kadronun rekabetini artıran kritik başlangıç kaynakları sunmaktadır.

Brüksel merkezli White-Research gibi uluslararası danışmanlarla kurulan iş birlikleri sayesinde Avrupa araştırma konsorsiyumlarına katılım desteklenmekte; yüksek potansiyele sahip akademisyenlere erken aşama/temel araştırmaları için hedefli fonlama sağlanmaktadır. Bu yaklaşım, araştırmacıların proje temellerini güçlendirirken, onların Avrupa Birliğindeki meslektaşlarıyla eşit şartlarda çalışabilmesini mümkün kılmaktadır. AGRINEXT projesi gibi güncel başarılar, bu eşgüdümlü çabaların ÖzÜ’nün entelektüel üretimini uluslararası bilim camiasında nasıl rekabetçi ve disiplinler arası bir güce dönüştürdüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

Dijitalleşme, yapay zekâ ve veri odaklı karar sistemlerinin tarımda önemi giderek artıyor. Özyeğin Üniversitesi bu dönüşümde kendini nasıl konumlandırıyor?

Özyeğin Üniversitesi, teknolojik dönüşümün toplumsal etkisi alanında küresel bir referans noktası olarak kendini konumlandırmakta; dijitalleşmenin ve yapay zekânın tarım gibi sektörlerde toplumsal fayda, etik sorumluluk ve çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine hizmet etmesini öncelikli hedef olarak benimsemektedir. Üniversite, bu teknolojileri akademik araştırmalar ile saha uygulamaları arasındaki uçurumu kapatan araçlar olarak görmektedir. Bu yaklaşım, tarım ve veri odaklı karar sistemlerini birbiriyle bütünleştiren iki güncel proje ile açıkça gözler önüne serilmektedir.

Bursa, Yenişehir’de yürütülen “İklime Dirençli ve Sürdürülebilir Tarım” projesi, bu yaklaşımın güçlü bir göstergesidir. Projede, çiftçilerin kuraklık, don ve aşırı (ekstrem) hava olayları gibi iklim kaynaklı tehditlere proaktif biçimde yanıt verebilmeleri için özellikle Dijital Erken Uyarı Sistemi başta olmak üzere, YZ temelli dijital karar destek sistemleri entegre edilmiştir. Yine AB destekli bir başka proje olan AGRINEXT ile ÖzÜ, Avrupa tarım sektöründe köklü bir dönüşümün öncülüğünü üstlenmektedir. Bu proje kapsamında, tarım çalışanları için özel olarak tasarlanmış, YZ destekli, çok dilli bir öğrenme aracı ve çiftçiler ile danışmanların yetkinliklerinin Avrupa çapında tanınmasını sağlayan dijital mikro-sertifika sistemi gibi yenilikçi dijital çözümler hayata geçirilmiştir.

Sonuç olarak, Özyeğin Üniversitesi dijitalleşmeyi bir “işletim sistemi” olarak görmekte ve ÖzÜ’nün girişimci araştırma kimliği, bu sistem sayesinde bilimsel kanıtları uygulanabilir, etik ve ölçeklenebilir tarımsal çözümlere dönüştürmektedir.

Günümüzde yapay zekâ, yalnızca teknolojik bir gelişme değil, aynı zamanda birçok sektörde dönüşümün itici gücü olarak öne çıkıyor. ÖzÜ’nün yapay zekâ alanındaki araştırma faaliyetleri ve iş birlikleri hangi yöne evriliyor?

Özyeğin Üniversitesinin yapay zekâ alanındaki araştırma faaliyetleri ve iş birlikleri, üniversitemizin teknolojik dönüşümün toplumsal etkisi konusunda küresel bir referans noktası haline getiren misyon odaklı ve disiplinler arası bir ekosisteme doğru evrilmektedir. Bu evrimin en belirgin özelliği, teknik keşiflerin ötesine geçerek, YZ’nin toplumsal fayda, etik sorumluluk ve çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine hizmet edecek şekilde kullanılmasını sağlamasıdır.

Üniversite, artık “silolanmış” araştırma yaklaşımından uzaklaşarak, YZ’nin kültürel ve etik sonuçlarını değerlendirebilmek için Sosyal Bilimler, Hukuk ve Tasarım gibi disiplinleri de aktif biçimde içinde barındıran yeni entegre bir modele geçmiştir. Bu kapsamda en önemli girişimlerden biri, çok paydaşlı bir yönetişim platformu olan OzU AI Platformudur. Akademik araştırma ile sektörel uygulamalar arasındaki uçurumu kapatmayı amaçlayan platform, teknoloji ve akademi liderlerini bir araya getirerek dijital dönüşümün etik, hukuki ve teknik karmaşıklıklarını birlikte keşfedip yönetme olanağı sunmaktadır.

Özyeğin Üniversitesinde yapay zekâ evriminin bir diğer belirgin özelliği ise YZ okuryazarlığı ve etik farkındalık konularına verilen özel önemdir. YZ destekli öğrenim ortamları ve akıllı asistanlar, ÖzÜ’nün eğitim vizyonuna kusursuz biçimde entegre edilerek analitik düşünme becerileri güçlendirilmektedir. Buna ek olarak, OzU AI Week 2025 gibi etkinlikler ile YZ ve Etik temalı konferanslar, üst düzey akademik tartışmaları uygulanabilir, politika odaklı çıktılara dönüştürerek ulusal stratejiye katkı sağlamaktadır.

Yapay zekâ ile sürdürülebilirliğin kesişiminde, hangi yeni araştırma fırsatlarının ortaya çıktığını öngörüyorsunuz?

Yapay zekâ ile sürdürülebilirliğin kesişiminde, Özyeğin Üniversitesi, misyon odaklı ve disipliner arası bir araştırma ekosistemine doğru hızla evrilen bir dönüşüme tanıklık etmekte ve teknoloji, bu yeni ekosistem içerisinde, toplumsal ve çevresel dayanıklılık için bir katalizör işlevi görmektedir. Bu kesişim noktasında, çeşitli stratejik başlıklarda yeni araştırma fırsatları ortaya çıkmaktadır: İklime Dirençli Tarım ve Gıda Sistemleri; Sürdürülebilir Altyapı ve Enerji Dönüşümü; Afet Dayanıklılığı ve Otonom Sistemler; Döngüsel Ekonomi ve Sürdürülebilir Üretim; Etik Yönetişim ve YZ’nin Toplumsal Etkisi.

Bu fırsatlar, özellikle Toplumsal Etki Tohumlama Fonu Programı (SISF) gibi kurum içi tohumlama fonu ekosistemi ile desteklenmektedir. Söz konusu yapı, araştırmacıların bu kesişim alanlarında yüksek potansiyel taşıyan fikirlerini ulusal ve uluslararası büyük ölçekli projelere dönüştürmeden önce test edebilmelerine olanak tanımaktadır.

Disiplinler arası araştırma kültürü, Özyeğin Üniversitesindeki birçok projenin belirleyici özelliğidir. Bu kültürü farklı alanlarda nasıl inşa ettiniz ve sürdürülebilir kıldınız?

Özyeğin Üniversitesi teknoloji odaklı, “silolanmış” araştırma yaklaşımından uzaklaşıp, Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler, Hukuk ve Tasarım disiplinlerini aktif biçimde içinde barından entegre bir ekosisteme geçiş yaparak disiplinler arası araştırma kültürünü inşa etmekte ve sürdürmektedir. Bu kültür; araştırma, inovasyon ve sürdürülebilirliğin fakülteler arası iş birliklerine yön veren temel itici güçler olarak konumlandığı eşgüdümlü bir kurumsal mimarinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Bu ortamın geliştirilmesi ve sürekliliğinin sağlanması için Üniversite, çeşitli temel mekanizmalardan yararlanmaktadır: Kurum İçi Fonlama ve “Tohumdan Ölçeğe” (Seed-To-Scale) Geçişi Destekleyen Katalizörler; AI Platformu, Sürdürülebilirlik Platformu ve OPENFAB gibi İş Birlikçi Platformlar ve Yönetişim Yapıları; Disiplinler Arası Araştırma Merkezleri; ve Dönüştürücü Eğitim Modelleri.

Önümüzdeki 5–10 yıla baktığınızda, sürdürülebilirlik, yapay zekâ ve tarım teknolojileri gibi alanlarda Özyeğin Üniversitesinin araştırma önceliklerini nerede görüyorsunuz?

Önümüzdeki 5–10 yılda Özyeğin Üniversitesinin araştırma öncelikleri, kurumu teknolojik dönüşümün toplumsal etkisi alanında küresel bir referans noktası olarak konumlandıran, bütünleşik ve misyon odaklı bir strateji tarafından şekillendirilecektir. Üniversite, “silolanmış” teknik keşif anlayışının ötesine geçerek sürdürülebilirlik, yapay zekâ ve dijital araçların etik sorumluluk ve dirençli kalkınma hedefleri doğrultusunda kullanıldığı bir araştırma kültürünü benimseyecektir.

Araştırma ekosistemimizin sürekli geliştirilmesi üzerine inşa edilen bu vizyon doğrultusunda, önümüzdeki on yılı şekillendirecek başlıca stratejik temeller şunlar olacaktır:

Sürdürülebilirlik ve İklim Eylemi: Karbon azaltımı, döngüsel ekonomi ve dirençli kentsel ile endüstriyel altyapıların geliştirilmesine özel önem verilmesi.

İnsan Merkezli Yapay Zekâ ve Dijital Dönüşüm: Açıklanabilir Yapay Zeka (XAI), otonom sistemler ve bağlantısallık alanlarında ilerleme sağlanması; etik çerçeveler ve insan-makine iş birliğine özel önem verilmesi.
Tarımsal İnovasyon ve Kırsal Güçlenme: İklime dirençli tarım teknolojilerinin geliştirilmesi ve yerel kooperatifleri güçlendiren, gıda güvenliğini destekleyen yeni nesil öğrenme ekosistemlerinin oluşturulması.

Sistemlerin Yakınsaması: Yapay zekâ ve dijital ikizlerin sürdürülebilirlik ve tarımsal verimlilik optimizasyonunda doğrudan uygulandığı disiplinler arası projelere öncelik verilmesi.

Hızlı Bağlantılar

İletişim Bilgileri