Sürdürülebilirlik, günümüzde yalnızca doğal kaynakların korunmasını değil; kurumların çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında uzun vadeli değer üretmesini sağlayan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Özyeğin Üniversitesi olarak sürdürülebilirliği kampüs operasyonlarından araştırmaya, eğitimden toplumsal etkiye kadar tüm faaliyetlerimizin temel bileşenlerinden biri olarak görüyoruz. Su ve enerji verimliliğinden sosyal etkiye, disiplinlerarası iş birliklerinden paydaş katılımına uzanan çalışmalarımızla sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlayan uygulamalar geliştirmeye devam ediyoruz.
Bu yıl, su yönetimi alanında Türkiye’de iki önemli ilke imza atarak Mavi Su Verimliliği Belgesi’ni ve TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikası’nı alan ilk üniversite olduk. Aynı zamanda Sürdürülebilirlik Platformumuz tarafından ikinci kez düzenlenen Sosyal Sürdürülebilirlik Yaz Kampı ile akademi, özel sektör ve farklı disiplinlerden katılımcıları bir araya getirerek sürdürülebilirliğin insan odaklı boyutuna ilişkin bilgi paylaşımını ve ortak üretimi destekledik. Çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği birlikte ele alan bu çalışmalar, üniversitemizin sürdürülebilir kalkınmaya bütüncül yaklaşımının somut örneklerini oluşturuyor.
Özyeğin Üniversitesi, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen Mavi Su Verimliliği Belgesini almaya hak kazanan ilk üniversite oldu. Bu başarı, üniversitemizin su kaynaklarının etkin, verimli ve sürdürülebilir yönetimine yönelik uzun soluklu çalışmalarının önemli bir göstergesi niteliği taşıyor.
İklim değişikliğinin etkileri ve su kaynakları üzerindeki artan baskı, suyun bilinçli kullanımını kurumlar için stratejik bir öncelik haline getiriyor. Geniş yaşam alanları ve çok paydaşlı yapısıyla üniversite kampüsleri de bu dönüşümün önemli uygulama alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Özyeğin Üniversitesi’nin Mavi Su Verimliliği Belgesi’ni alan ilk yükseköğretim kurumu olması, sürdürülebilir su yönetimi konusunda yükseköğretim sektörüne örnek teşkil eden önemli bir kilometre taşı oluşturuyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Su Verimliliği Seferberliği kapsamında 2025–2026 akademik yılını “Su Yılı” ilan eden üniversitemiz, bu süreçte kampüs genelinde su tüketiminin düzenli olarak izlenmesi, verimlilik performansının değerlendirilmesi ve su tasarrufuna yönelik uygulamaların kurumsal bir sistem içinde geliştirilmesine odaklandı. Su kullanım verilerinin sistematik biçimde takip edilmesi ve iyileştirme alanlarının belirlenmesi, belgelendirme sürecinin temelini oluşturdu.
Bu başarı aynı zamanda üniversitemizin su yönetimi alanındaki ikinci önemli ilki olma özelliğini taşıyor. Özyeğin Üniversitesi, daha önce ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemini kurarak Türk Standardları Enstitüsü tarafından belgelendirilen ilk yükseköğretim kurumu olmuştu. Sürdürülebilirlik, Güvenli Yaşam ve Kalite Departmanı koordinasyonunda, Teknik Hizmetler Departmanı ile akademik ve idari birimlerin iş birliğiyle yürütülen çalışmalar, kampüs genelinde su kullanımının sürekli izlenmesini ve iyileştirilmesini desteklerken ulusal su verimliliği hedeflerine ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik kurumsal katkımızı da güçlendirmeye devam ediyor.
Su Yönetiminde Yeni Bir Standart:
ÖzÜ Türkiye’nin İlk TS ISO 46001 Sertifikalı Üniversitesi
Bu yıl sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda yürüttüğümüz çalışmalarla Türkiye’de bir ilke imza atarak TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikası almaya hak kazandık. Böylece kampüs genelinde su kaynaklarının sistematik, verimli ve sürdürülebilir biçimde yönetildiğini uluslararası standartlarda belgelendiren Türkiye’deki ilk üniversite olduk.
Bu başarı, uzun yıllara yayılan sürdürülebilirlik yaklaşımının ve veri temelli yönetim anlayışının bir yansıması oldu. 2025–2026 akademik yılını “Su Yılı” ilan ederek su kaynaklarımızın korunması ve verimli kullanımı konusunda kapsamlı bir dönüşüm programı yürüttük. Kampüs genelinde su tüketimine ilişkin verilerin izlenmesi ve paylaşılması, öğrenci topluluklarıyla geliştirilen projeler ve farklı paydaşlarla gerçekleştirilen farkındalık çalışmaları bu yaklaşımın önemli bileşenlerini oluşturdu.
Sertifika sürecinin tamamlanmasının ardından Türk Standartları Enstitüsü temsilcileri üniversitemizi ziyaret ederek değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleşen buluşmada sürdürülebilirlik, su verimliliği ve kurumsal dönüşüm alanlarında yürütülen çalışmalar ele alınırken, sertifika takdimi de gerçekleştirildi.
Üniversitemizin su yönetimindeki başarısı, enerji verimliliği, atık yönetimi, sürdürülebilir ulaşım ve biyoçeşitlilik alanlarını kapsayan bütüncül sürdürülebilirlik yaklaşımının bir parçası olarak öne çıktı. Doğal kaynakların etkin kullanımını merkeze alan bu model, kampüsün çevresel performansını sürekli iyileştirmeyi hedeflerken aynı zamanda yükseköğretim kurumları için ölçeklenebilir bir uygulama örneği sunuyor.
Özyeğin Üniversitesi Sürdürülebilirlik Platformu tarafından ikincisi düzenlenen Sosyal Sürdürülebilirlik Yaz Kampı, 11 akademik kurum ve 9 özel sektör kuruluşundan 24 katılımcıyı bir araya getirdi.
27–30 Temmuz 2026 tarihlerinde üniversitemiz kampüsünde gerçekleştirilen program, sürdürülebilirliğin insanı merkeze alan boyutlarına odaklandı. Katılımcılar dört gün boyunca eşitsizlik, çalışan deneyimi, kapsayıcılık, güç ilişkileri ve topluluklar üzerindeki etki gibi sosyal sürdürülebilirliğin temel meseleleri üzerine birlikte çalıştı.
Lisansüstü öğrenciler ile özel sektör profesyonellerini aynı masada buluşturan kamp, akademik bilgiyle saha deneyimi arasında güçlü bir etkileşim alanı oluşturdu. Kesintisiz dört günlük kamp formatı, katılımcıların ortak meselelere yoğunlaşmalarına, farklı disiplinlerin bakış açılarını tanımalarına ve yeni iş birlikleri geliştirmelerine olanak sundu.
Programın ilk gününde sosyal sürdürülebilirliğin kavramsal zemini, değişim teorisi ve Problem Pazarı uygulaması ele alındı. İkinci gün sosyal etkinin ölçülmesi ve yönetilmesi, kurum kültürü ve etki iletişimi konuşuldu. Üçüncü gün etkinin beklenmedik sonuçları, teknoloji ve yapay zekânın sunduğu imkânlar ile etik, şeffaflık ve hesap verebilirlik konuları değerlendirildi. Kamp, yaratıcı süreçler ve ortak çözüm geliştirme çalışmalarının yürütüldüğü proje atölyesiyle tamamlandı.
Katılımcıların değerlendirmelerinde farklı sektör ve disiplinleri buluşturan tartışma ortamı, teorik bilgiyi uygulamaya dönüştürme imkânı ve sosyal etkiye çok yönlü bakabilme deneyimi öne çıktı. İlk kampın ardından kurulan Sosyal Sürdürülebilirlik Ağı’na bu yılın katılımcıları da dâhil olurken, akademi, özel sektör, kamu ve sivil toplum arasında başlayan paylaşımın yeni projeler ve buluşmalarla devam etmesi için kalıcı bir iş birliği zemini oluşturuldu.


